11 Temmuz 2014 Cuma

SAYGIYLA ALİGÜL ARIKAN'A




Bazıları da “senin benden ne farkın var diye” sordu. Önceleri bu soruya “doğru” cevap verebilmek için çok uğraştım sonra kendimi açıklamak durumunda kalmamın bir şiddet biçimi olduğunu düşünmeye başladım. Hiç kimse trans olmayan bir kadına veya trans olmayan bir erkeğe neden kendilerini “kadın”ya da “erkek” olarak tanımladıklarını sormuyordu. Sadece biz trans bireyler bu soruyla muhatap oluyorduk. Soruyu tersine çevirdim, “senin benden ne farkın var?”. Bir süre düşündü, emin olmayan bir sesle  “biyolojiden herhalde” dedi.

En çok sorulan soru “sence trans kadınlar ve trans erkekler toplumsal cinsiyet normlarını yeniden üretiyorlar mı” sorusu. Bunun üzerine düşündüklerimi Hassas Terazi adlı yazımda yazmıştım ama kısaca cevaplamak istiyorum: herkes kadar üretiyoruz. Daha az veya daha fazla değil. Ben hala bir kadın bedenine sahibim ve “ben trans erkeğim” diyorum. Bu cümleyi her söylediğimde karşımdaki kişi görüntüm, halim ve tavrıma bakıp ikna edilmeyi bekliyor. Bir trans erkek “ben erkeğim” dediğinde düşünüldüğü gibi çevresindeki herkes onu hemen “erkek” olarak kabul etmiyor aksine bazıları onu “geldiği yere geri göndermek” istiyor. Dolayısıyla o bildiğimiz toplumsal cinsiyet normlarını kendimi ifade etmek için kullanmak zorunda bırakılıyorum. Kabul edildiğimi hissettiğim yerlerde bu normlara daha az ihtiyaç duyuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder