10 Temmuz 2014 Perşembe

EKŞİ SÖZLÜKTE ERKEKLER AĞLAMAZ

1993 yılında 21 yaşındayken arkadaşları tarafından öldürülmüştür. adı matthew shepard ile birlikte nefret suçu cinayetleri ile birlikte anılır. ölüm yaşları ve ölüm sebepleri hemen hemen aynıdır.

1990-1993 yılları arasındaki hayatı aşağıdaki şekilde yaşanmıştır:

teena brandon annesi ve kızkardeşi ile lincoln'de yaşar. her zaman kız gibi davranmayı ve etek giymeyi reddeder ve bu yüzden okulda erkek forması ile dolaşır. bu durum okulda yasak değilse bile hoş karşılanmaz. mezuniyete bir hafta kala okuldan atılır. böylece dilediği gibi yaşamaya başlar. erkek kılığında dolaşır, umumi yerlerde erkek tuvaletine girer vs. teena evde tv izlerken telefon çalar, yanlış numaradır. biraz sonra yine çalar, bu sefer az önce arayan kızın arkadaşı "arkadaşım orda sesi çok hoş olan bir çocuğun yaşadığını söyledi" der. telefonda flört etmeye başlarlar ve randevulaşırlar. teena kendini billy brinson diye tanıtır. buluşma güzel geçer, kız hiçbirşey anlamaz. teena daha sonra başka bir kızla çıkmaya başlar. kızın ailesi durumu öğrenince peşine düşer. bu sefer başka bir kızla (gina bartu) görüşmeye başlar ve ona evlenme teklifi eder. bu arada kimse onun erkek olmadığını anlamaz çünkü teena daha toy olan ve ona ihtiyaç duyabilecek kızlarla görüşür. deneyimsiz oldukları için bir gariplik olduğuna farketseler de, hiçbirşeyin farkına varmazlar. gina evlenme teklifini kabul eder. bu arada brandon (kendini böyle tanıtır) çeşitli suçlarla ara ara hapse girer. bu suçlar arasında çek sahteciliği, araba hırsızlığı vs bulunmaktadır. aynı zamanda gina'nın ve kendi annesinin de paralarını çalmaktadır. hatta bir keresinde gina'ya kendini affettirmek için gina'nın kredi kartıyla ona bir pırlanta yüzük alır.

brandon'ın en önemli özelliği, kızlara karşı son derece kibar, nazik ve sevgi dolu olmasıdır. davranışlarıyla onları hiç hissetmedikleri kadar kadın gibi hissettirir. bu hareketleri ile onları kendine bağlar. gina ile nişanlanırlar, fakat gina gerçeği öğrenince araları bozulur. brandon ameliyat olacağını, hatta ameliyat için hazırlık aşamasında olduğunu söyler. durumu kabullenen gina, daha sonra brandon'ın ameliyat olmak istemediğini öğrenince ondan ayrılır.

annesi onu psikoloğa götürür. psikolog da onu ıslah evine yönlendirir. iki hafta sonra oradan çıkar. doktorlar, "kendi zarar verecek durumda olmadığı" gerekçesiyle daha fazla yardıma gerek duymamışlardır. ayrıca "yalan söyleme alışkanlığı" teşhisi konur.

annesi, eğer kızlardan hoşlanıyorsa, kendisinin lezbiyen olabileceğini, ama kadın bedenindeyken erkek gibi davranmasının pek de anlamlı olmadığı söyler. brandon, eşcinsel ilişkilerden nefret ettiğini, kendisinin kadın bedeninde bir erkek olduğunu söyler. annesi onun hislerinden emin olup olmadığını sorar çünkü hiç erkek arkadaşı olmamıştır. teena, hiçbir erkeğin kendisine dokunamayacağını söyler. daha sonra yıllardır sakladığı gerçeği açıklar: bir akraba tarafından küçükken (................................) ve bundan sonraki hayatındaki tek korkusu aynı şeyi yine yaşamaktır.

brandon sürekli yer değiştirmektedir. bir yere gider, birileriyle tanışır, arkadaş olur, onlarla kalır. erkek olmadığı anlaşılınca ordan ayrılır. en son olarak nebraska'nın the falls city bölgesine gider ve orada lana adında bir kıza aşık olur. lana'nın garip bir hayatı vardır. iki eski sevgilisi (john ve tom) birbiriyle arkadaştır, tom lana'nın teyzesiyle beraberdir ama aynı zamanda evlidir, john'un bir kızı vardır. ikisi de hala lana'yı sevmektedir. ayrıca john'un michelle adında lezbiyen bir kızkardeşi vardır. herkes onu brandon teena adı ile tanımaktadır. brandon lisa adında ondan hoşlanan bir kızın evinde kalmaktadır.

brandon kısa süre içinde bu aileye girer ve herkes onu çok sever. birgün ona duruşması olduğuyla ilgili yazı gelir. araba hırsızlığı suçundan dolayı hapse girer. bu haber yerel bir gazetede, "teena brandon hapse girdi" şeklinde çıkar (kız ismi oluyor) ve bunu lana'nın ailesi görür. bu arada lana, brandon'ı hapisten çıkarması için tom'u gönderir. tom bunu brandon'ın cinsiyetini "göstermesi" şartı ile kabul eder. o akşam evde brandon'ı sıkıştırırlar, cevap veremez. daha sonra lana'yı odaya sokup bakmasını isterler, odadan çıkıp "evet gördüm erkek" der. tabii ki inanmazlar ve brandon'ı banyoya götürüp zorla pantolonunu çıkarırlar, daha sonra lana'yı çağırıp durumu gösterirler. o gece tom ve john bir şekilde brandon'ı boş bir arsaya götürüp heryerini morartana kadar döverler. daha sonra arabaya sokup tahmin edebileceğiniz eylemi çeşitli şekillerde gerçekleştirirler. ikisi art arda aynı suçu işler. sonra biraz daha dövüp, arabaya bindirirler. arabada "hala arkadaş mıyız?" diye sorarlar. brandon evet, der. brandon pert olmuş vaziyette lana'nın evine gider. lana onları şikayet etmesi için ısrar eder. brandon karakola gider, bulgular alınır ve tecavüz teşhisi konur. kasabanın şerifi charles b laux, olayı son derece ilginç bir boyutta ele alır. o zaman görüşme esnalarında konuşmaların kaydedilmesi zorunlu olduğu için, aralarında geçen görüşme aşağıdaki şekilde kasetten dinlenmiştir:

ş: şerif
b: brandon

ş: banyoda tam olarak nasıl tuttular?
b: kollarımı havaya kaldırdılar (ağlayarak)
ş: pantolonunu nereye kadar sıyırdılar?
b: dizimi geçiyordu
ş: tam olarak neresi?
b: dizimin altı
ş: pantolonunu çıkarıp sana dokundular mı?
b: hayır
ş: hiç mi?
b: hayır
ş: nasıl yapmadılar, inanamıyorum buna
b: .........

----------
ş: yaptıkları hoşuna gitti mi?

(devamını yazmak istemiyorum)

----------

ş: sen kızsın, neden erkek gibi giyiniyorsun?
b: bilmiyorum
ş: kızlarla geziyormuşsun
b: beni bilenlerle, evet
ş: niye öpüşüyosun onlarla?
b: bunun dün gece olanlarla ne ilgisi var?
ş: mahkemede soracaklar bunları bilmem gerek
b: cinsel kimlik bunalımındayım
ş: nasıl?
b: cinsel kimlik bunalımı
ş: açıklar mısın?
b: bu konu hakkında konuşmak isteyeceğimi bile sanmıyorum

----------------
tom ve john karakola çağrılırlar, suçlamaları yalanlayıp serbest bırakılırlar. tecavüz bulguları da ortadan yok olmuştur.

brandon'ın aynı kaderi paylaşan kız kardeşi (tammy) olayı duyup yardım istemek için şerifi arar ama şerif telefonu suratına kapatır.

brandon bu olayın hem bedenen hem de beynen sebep olduğu yaraları sarmaya uğraşırken, lana ile gelecek planları yapmaya başlarlar. brandon'ın tek isteği lana ile memphis'e taşınmaktır. 30 aralık'ı 31'e bağlayan gece tom ve john yanlarına silah ve bıçak alıp brandon'ın kaldığı eve giderler. 9 aylık oğlu ile yaşayan lisa'nın yanında o gece brandon ve lana'nın kızkardeşinin sevgilisi philip vardır (kavga ettikleri için philip orada kalmıştır) john içeri girip brandon'ın çenealtından yukarı doğru iki kurşun sıkar (bkz: execution style). daha sonra lisa'yı önce karnından, sonra gözünden vurur. son olarak da philip'i iki kurşunla öldürür. tom brandon'ın kıvrandığını düşünüp kendi ifadesiyle "öldüğünden emin olmak için" karaciğerinden bıçaklar. evde tek canlı kalan lisa'nın oğludur. tom ve john olay yerini terk ederler. ertesi gün üçlü cinayet suçundan yakalanırlar.

john ve tom 1993 yılından beri ifade değiştirdikleri için sürekli değişen cezalar alırlar. son duruma göre, tom üç kat hayat boyu hapis cezası almıştır ve john ölüm cezasını beklemektedir.

geriye kalan, annesiz bir bebek, tamamen suçsuz olan bir gencin ailesi ve tek suçu kadın bedeninde erkek gibi hissetmek olan ve 21 yaşında hayata veda eden brandon'ın tüm dünyada duyulan yankıları olmuştur. ayrıca tom bir ifadesinde "onu öldürdüğüme pişman değilim çünkü zaten birgün öldürülecekti" demiştir.

bu olay kamuoyu tarafından çoğu zaman tepki ile karşılansa da, tutucu kesimler bu cinayetin işlenmesinin doğru olduğunu savunur.

brandon'ın annesi bu olanlardan kayınbiraderini sorumlu tutar. brandon'ın küçükken olanları tekrar yaşamamak için böyle davrandığını, olayların onu bu noktaya getirdiğini savunur. hatta bir keresinde kendisine "ben böyle giyinince kimse bana yaklaşıp dokunamaz" dediğini bildirir.

brandon teena'nın hikayesi yönetmen kim peirce'e en iyi film (avrupa), hilary swank'e en iyi oyuncu (oscar), yönetmen susan muska'ya en iyi belgesel ödülü (avrupa) kazandırmış ve yazar aprodite jones'a konu ile ilgili belgesel niteliğinde bir kitap yazdırmıştır (all she wanted). susan muska ve aphrodite jones'un eserlerinde gerçek fotoğraflar ve ses kayıtları kullanılmış, tüm eserler olayda adı geçen kişilerle yapılan röportajlar ışığında oluşturulmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder