17 Temmuz 2014 Perşembe

EDEBİYAT DEYİNCE



Tezer Özlü’nün kaçmak istediği kadınlık halleri Çocukluğun Soğuk Gecesi’nde büyükannesi Bunni’de gördüğü kadın yüzüdür. Sennur Sezer, Tezer Özlü’ye Armağan kitabında yer alan “Tezer Özlü’nün Dünyası” başlıklı yazısında şöyle tarif ediyor Bunni’yi: “Hep evin en zor, en istenmeyen işlerini yapan altmış yaşına varmış oğluna bile koruyucu olmak zorundaki Bunni. Giyeceği iyi tek elbiseyi esirgeyen, kocası öldüğünden beri başka bir erkeği düşünmeyen en çok kendi cenaze törenini merak eden yaşlı kadın. Bir büyükanne. Kalabalık bir evde torunlarını yıkayarak, onlara kahvaltı hazırlayarak, herkes büyüyüp yanından ayrıldığında semt pazarına çıkarak yalnız yaşamayı başarabilen bir kadın. Hep evde kalmaya yazgılı gibi yaşayan bir Türk kadını. Ölümü bir silah gibi, özlediği insanları görebilmek için bir yol olarak kullanan bir kadın” (57
Simone de Beauvoir’ın kadının özgürleşmesinde koyduğu iki çıtayı keşfetmişlerdir: kadının cinselliğini özgürce deneyimlemesi ve ekonomik özgürlüğünün olması...
bizde ikisi de yok

Tezer Özlü, Sevgi Soysal’ın ölümünün ardından yazdığı “Ölüm Bir Olay, Önemli Olan Sevgi’nin Güzellikleriydi” başlıklı yazısında bu paylaşıma dikkat çeker: “Yeni gelin” gittiğim Ankara’da aynı apartmanda oturuyorduk. Gecelerimiz çoğunlukla birlikte geçiyordu. Bana çok şeyler öğretti. “Bak şimdi yeni evlisin ama daha ne aşklar yaşayacaksın. Âşık oldukça güzelleşecek, gençleşeceksin” (26).

"Cellatlarına saygı duyan kurbanlardan nefret ederim.” #JeanPaulSartre

"aşk artı gece eşittir hüzün değil mi ki sevdiğin sensiz de sevişmiştir..." onur behramoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder