29 Temmuz 2014 Salı

DELİDUMAN - OKUNUR

Roman, herkesin kendince yaşadığı ve birbirini bilip tanıdığı klasik bir taşra kasabası olarak çizilmiş Kıyıdere'de açıyor kapılarını bize. Deliduman'ın ilk sayfalarında ise kız kardeşi Çiğdem İyice'ye derin bir aşk duyan Çağlar İyice'nin, onu meşhur bir dansçı yapma uğraşlarını görüyoruz. Aslında roman boyunca fikir olarak sürekli gündemde olacak Çiğdem'in Michael Jackson'ın moonwalk dansıyla bir şekilde ünlü olması ama esas mesele moonwalk olmaktan çıkacak bir yerden sonra. Küçük bir kızın kırılan saf kalbini onarmak için verilen mücadele, bağlamında da kalbi kırık bir halkın kendiliğinden doğan direnişine evrilecek: Gezi Parkı Direnişi'ne.
Gezi Parkı'na tekrar dönmek üzere Kıyıdere üzerine birkaç cümle daha söylemek gerekir çünkü yazar tarafından Türkiye'nin küçük ölçekli bir kopyası olarak tasarlanmış adeta. Bakir alanların ranta açılmasından tutun da aile şürekasını devlet kadrosu altında toplayanlara kadar "büyük resimde", yani Türkiye'de gördüğümüz birçok yamukluğun temsili hallerinin resmini çizmiş Serbes Kıyıdere'yle. Bununla birlikte unutulmuş ya da inatla unutturulmaya çalışılan duyguların da simgesi aynı zamanda bu kasaba. Kıyıdere'yi ve bağlamında Deliduman'ı özel kılan yanlardan en önemlisi de bu sanırım. Yaşamımızdan silinenleri, duygusal bellekle tekrar hatırlama çabasının simgesi Kıyıdere.
Bu masum ve kirlenmemiş "bellek isteği" de doğal olarak Gezi'ye yönlendirecek bizi tekrar. Gezi'nin "gündüz Clark Kent gece Superman" insanları akıllardan çıkacak gibi değil. Aslında böyle bir hikâye anlatıyor Serbes de Deliduman'da ama kahramanı Çağlar İyice'ye yaşattığı değişim daha radikal bir çizgide. Çağlar'ı, sıfır bilinçten alıp duygularının yörüngesinde ilerleterek Gezi'nin göbeğine gönderiyor. Çağlar Gezi'yi yaşadıkça ise farklı bir bilinç düzeyinin kapıları açılıyor. Hem bizim için hem de Çağlar İyice için...
Çağlar İyice merkez olmak üzere daha birçok kahraman geziniyor romanın dünyasında. Yakın arkadaşı Mikrop Cengiz, eşi terk ettikten sonra bunalımın sınırlarını tarayan anne, belediye başkanı dayı Altan, eski kız arkadaş, T.C. Sinem UZUN, unutulmayan dede ve hep uzaktaki baba... Her biri farklı bir ucun temsilleri olarak var oluyor romanda. Ama hepsindeki ortak nokta yaşıyor olmaları. Karton tipler değil hiçbiri. Hepsi aramızda. Hepsi de kapı komşumuz kadar yakın aynı zamanda. Öfkeli, hüzünlü, umutlu ve neşeli insanlar... Tıpkı Gezi'deki insanlar gibi!
Deliduman da Gezi gibi: Öfkeli, hüzünlü, umutlu ve neşeli...
Deliduman/ Emrah Serbes/ İletişim Yayınları/ 350 s.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kitap/87315/Emrah_Serbes_in_yeni_romani___Deliduman_.html#
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder